FORUM HAKKINDA ÖNEMLİ NOKTALAR
Lütfen Dikkat Edelim
* Yeni konu (başlık) açarken, kategorimizi doğru seçelim ki ihtiyacı olan diğer kayıtlı- kayıtsız kullanıcılarımız konuları bulmakta zorluk çekmesin.


* Lütfen Caps Lock açıkken yani büyük harflerle gönderi atmayalım.


*Ekleyeceğiniz dosyalarınızın, bilgisayarınız tarafından virüs taramasını sorunsuz geçtiğine emin olun. Eğer emin değilseniz ekli dosyanızı 3. parti linklerle ekleyebilirsiniz.


*Tüm dünyanın kullandığı en güvenli resim yükleme araçlarını kullanarak, dosyalarınızı tamamen ücretsiz yükleyip link kullanarak yayınlayabileceğiniz siteler:
http://thumb.it/
http://imageshack.us/
Hoş geldiniz, Ziyaretçi
Kullanııcı Adı: Şifre: Beni hatırla
Uzmanlar

BAŞLIK: Calisma gunleri

Calisma gunleri 18 Şub 2020 00:23 #41

  • barisltd
  • barisltd Kullanıcısının Avatarı
  • Çevrimiçi
  • Platin Uye
  • Cats bite!
  • Gönderiler: 2222
  • Teşekkür Sayısı: 2185
  • Başarı: 9
Obey yazan:
Öğretmen şartlara göre anlaşsın diyorsunuz. Yeni mezun bir öğretmen, işin içine girmeden iyi ya da kötü olduğunu nasıl anlayacak? Yazık değil mi onların idealistliğine. Bu çocukları meslekten soğutmak adil mi?
.

Ünlü ve çok başarılı birine sormuşlar... Hayatta bu kadar başarılı olmanızın sırrı nedir? "Doğru kararlarım" demiş. "Peki doğru karar vermenin sırrı nedir" diye sormuşlar: "Yanlış kararlarım" demiş.

Her insan her zaman her yerde hataya düşebilir, yanlış kararlar verebilir, kandırılabilir. Ders olur, bir daha aynı hatayı yapmaz. Biz de eğitimciyi işe alırken karpuz gibi yarıp içine bakıp almıyoruz. Zaman zaman hatalı karar veriyoruz, çalışamadığımız arkadaşlar oluyor.

Çoğu kurum için yeni mezun arkadaşlar zaten verimsiz çalışandır. Öyle tutup 40 saat falan derse sokamazlar. İşe uyum sağlaması, deneyim kazanması, bir çocukla kendi başına derse girebilecek özgüvene ulaşması 6 ay-1 yıl sürer.

Bakın bugün bir eğitimcinin çalışacağı kurum bulması bir kurumun çalıştıracak eğitimci bulmasından çok çok daha kolay. Yani avantajlı durumdalar. Seçme şansları var, pazarlık yapma şansları var. Neredeyse başka hiç bir sektör istihdam açısından bu kadar rahat değil.

Ben asgari ücretle lise mezunu sosyal medya uzmanı için iş ilanı verdim, 1 hafta içinde 200 kişi başvurdu. Tamamına yakını üniversite mezunu, içinde bilgisayar mühendisleri bile var. Öğretmeni ise mumla bulamıyoruz.

Evet, sektörel düzenlemelere biz de karşı değiliz. Ama bunlar dayatma ile olmaz, uzlaşma ile olur. Hakaret ederek hiç olmaz. Asgari müşterekte buluşup herkesin yararına hareket etmek gerekir. Bugün bir grup sosyal medya fanatiğinin dile getirdiği talepler gerçeklerle uyuşur nitelikte değil. Bu arkadaşlar uzlaşma falan değil, yatıp yuvarlanıp maaş almak istiyorlar. Öyle bir iş varsa biz de müracat edelim. Ama arkadaş ben hakkıyla çalışırım, hakkımı da isterim diyen hiç kimseye lafımız da olmaz, sözümüz de olmaz.
Mavi BARIŞ ÖZEL EĞİTİM ve REHABİLİTASYON MERKEZİ
Sadece Kayıtlı kullanıcılar yazı yazabilir.
Şu kullanıcı(lar) Teşekkür etti: scayking, tartanc, Obey

Calisma gunleri 18 Şub 2020 00:39 #42

  • Obey
  • Obey Kullanıcısının Avatarı
  • Çevrimiçi
  • Altın Uye
  • Gönderiler: 163
  • Teşekkür Sayısı: 41
  • Başarı: -8
Ne güzel tavsiyelerde bulunuyorsunuz. Ama tanımadan, bilmeden söylenen sözler biraz komik duruyor.

Ek gösterge gelsin, zamanında yerleştirilen norm fazlası öğretmenler artık emekli olsun diye çabalamadığımızı mı düşünüyorsunuz?
Ücretli öğretmenliği savunduğumuzu, ya da 20 bin açık varken, olası bir nisan ek atamasında, özel eğitime maksimum kontenjan verilmesi için uğraşmadığımızı mı düşünüyorsunuz?
Son 2 yılda açılan özel eğitim uygulama okullarına bakmanızı tavsiye ederim. Çalışanların %90'ı özel eğitimci. %10'luk dilim de sonradan kayıt yaptıran öğrenciler için zorunluluktan alınan ücretliler.
Kamuda olmam özelde de olsa, özel eğitimle ilgili yapılan yanlışı görmezden geleceğim anlamına gelmez. Sizler özel eğitim profilini düzeltmek için çaba harcamayabilirsiniz. Ücretlilere bakın diyerek bizden kötüsü de var mantığını sürdürebilirsiniz. Siz düzeltmek için ya da düzelmek için uğraşmayın. Sizin yerinize de uğraşan olur. Yapılan yanlışa doğru diyebilecek kadar kör değilim.

Öğretmen her yerde öğretmendir. Kişisel meseleniz varsa yorumda bulunmam. Ama söz konusu öğretmenlik sıfatıyla ilgiliyse elimden geldiğince her yere yetişmeye çalışırım. Devletimiz her şeyi biliyor diyorsunuz. Doğru. Hamza Hoca'nın elinden geldiğince bu sorunları takip ettiğinden, ilgili birimlere ilettiğinden şüphem yok. Bu şartlar oluştuğunda hala şikayet eden olur diyorsunuz. Önce o şartlar oluşsun, sonra niyet ne anlaşılır. Ben aynı şartlarda çalışan birinin, kamuda doğu bölgesine atanarak çalışmak isteyeceğini düşünmüyorum. Fazla derse girme pahasına olsa da...
Öğretmen bir kandile benzer, kendini tüketerek başkalarına ışık verir.
Sadece Kayıtlı kullanıcılar yazı yazabilir.

Calisma gunleri 18 Şub 2020 00:50 #43

  • Obey
  • Obey Kullanıcısının Avatarı
  • Çevrimiçi
  • Altın Uye
  • Gönderiler: 163
  • Teşekkür Sayısı: 41
  • Başarı: -8
barisltd yazan:

Evet, sektörel düzenlemelere biz de karşı değiliz. Ama bunlar dayatma ile olmaz, uzlaşma ile olur. Hakaret ederek hiç olmaz. Asgari müşterekte buluşup herkesin yararına hareket etmek gerekir. Bugün bir grup sosyal medya fanatiğinin dile getirdiği talepler gerçeklerle uyuşur nitelikte değil. Bu arkadaşlar uzlaşma falan değil, yatıp yuvarlanıp maaş almak istiyorlar. Öyle bir iş varsa biz de müracat edelim. Ama arkadaş ben hakkıyla çalışırım, hakkımı da isterim diyen hiç kimseye lafımız da olmaz, sözümüz de olmaz.

Verilebilecek en güzel cevap işte. Fazla söze de gerek yok. Diğer kuruculara da bu fikri, işleyişi aktarabilmeniz dileğiyle.

Sadece konuşanların yerine işi icraate dökerek anlatmanız da ayrı bir güzel.
Öğretmen bir kandile benzer, kendini tüketerek başkalarına ışık verir.
Son Düzenleme: 18 Şub 2020 00:51 yazan Obey.
Sadece Kayıtlı kullanıcılar yazı yazabilir.
Şu kullanıcı(lar) Teşekkür etti: barisltd

Calisma gunleri 18 Şub 2020 00:53 #44

  • tartanc
  • tartanc Kullanıcısının Avatarı
  • Offline
  • Platin Uye
  • Herşey neye layıksa ona dönüşür.
  • Gönderiler: 2859
  • Teşekkür Sayısı: 2191
  • Başarı: 46
]Ne güzel tavsiyelerde bulunuyorsunuz. Ama tanımadan, bilmeden söylenen sözler biraz komik duruyor.

Kendi yapınca güzel oluyor ama. :lol:
Sadece Kayıtlı kullanıcılar yazı yazabilir.

Calisma gunleri 18 Şub 2020 01:07 #45

  • Obey
  • Obey Kullanıcısının Avatarı
  • Çevrimiçi
  • Altın Uye
  • Gönderiler: 163
  • Teşekkür Sayısı: 41
  • Başarı: -8
Sn Tartanç. Alınmadım dediniz yine dayanamadınız. İyi insansınız vesselam. Yanlış mı analiz ettim diye çok üzülmüştüm. Seveniniz, sayanınız çok. Bende sevip, sayarım ama söylemleriniz olmamış. Benim dayattığımı düşünüyorsunuz, işi inada bindiriyorsunuz da, siz de farklı bir şey düşünmüyorsunuz. Söyleyin içinizden geçenleri.
Tek derdi sınavsız atanmak, yatmak olanlar olabilir. Ama bu işi seven, değer veren öğretmenler de var. Üzmeyin onları. Onlar burada, sizi ve sizin gibi yazanları okudukça mesleğe daha sıkı sarılıyorlar. İnsanların ümidini kırmayın.
Öğretmen bir kandile benzer, kendini tüketerek başkalarına ışık verir.
Son Düzenleme: 18 Şub 2020 02:12 yazan Obey.
Sadece Kayıtlı kullanıcılar yazı yazabilir.
Şu kullanıcı(lar) Teşekkür etti: barisltd

Calisma gunleri 18 Şub 2020 01:23 #46

  • barisltd
  • barisltd Kullanıcısının Avatarı
  • Çevrimiçi
  • Platin Uye
  • Cats bite!
  • Gönderiler: 2222
  • Teşekkür Sayısı: 2185
  • Başarı: 9
Obey yazan:
Diğer kuruculara da bu fikri, işleyişi aktarabilmeniz dileğiyle.

1993-2005 yılları arasında sektörün etik değerler oluşturması gerektiğiyle ilgili en aktif mücadele edenlerden biriyim. Ama önce SSK devreye girdi, sonra 2005'de MEB devreye girdi ve her şey tarumar oldu. Sektörde pek çok yeni giren kurumun tek derdi para kazanmak, MEB'in tek derdi ise kurumları süründürmekti. İster Fetö yüzünden deyin, ister bürokrasi deyin, ister beceriksizlik, ister umursamazlık deyin ne MEB'in ne sektörün bu durumu düzeltmek için hiç bir gayreti olmadığı gibi bu konuda yapılacak her girişime de engel olundu.

Ben unumu eleyip, eleğimi asma noktasındayım. Bu alanda bir gelecek gören kişilerin/kurumların/öğretmenlerin elini taşın altına koyması ve sadece ücret, zam, maaş, haftalık ders saati falan gibi ıvır zıvırı bir tarafa bırakıp nerede hata yapıldığına bakması lazım. 2005 yılına kadar biz avrupa ülkelerinden bu işi nasıl yapıyorsunuz, gelin anlatın diye davet alıyorduk. Şimdi biz başkaları nasıl yapıyor diye öğrenmeye çalışıyoruz.

Sayın Obey;

MEB'in dar görüşlü, mevzuat ve müfredat odaklı, her şeyi parasal kontrol sistemleri üzerine kurduğu bir sistem/yöntem ile hiç bir yere varılamaz. Anca mevcut durum korunabilir. Ama ne araştırmaya, ne geliştirmeye, ne yenileşmeye imkan sağlanamaz. Bakın şimdi biz bir dönem bütün dünyada uygulanan terapi köpekleiyle otistik çocukların eğitimi için bir çalışma başlatık. Müfettiş gelip çocuklara hastalık bulaşır, olmaz, siz raporda yazanı yapacaksınız dedi.Haydi alın bunu mevzuatın bir tarafına koyun bakalım.... Benim eğitimcim gerekirse kendi cebinden parasını vererek çocuğu alıp metroya bindiriyor, pastaneye götürüyor, orada çay sipariş verdiriyor, parasını ödettiriyor, para üstü aldırıyor. Yüz tanımayı bunun bir tarafına eklemleyin bakalım. Eskiden çocuklarımızı sinemaya, tiyatroya götürürdük. Bunu mevzuatın neresine koyacağız? Çocuk A harfini çizmekten mahrum kaldı mı diyeceğiz?

Yani her şey yazıldığı, çizildiği gibi olmuyor. Bu anlayışla bir şey değişeceğine de zerre kadar inanmıyorum. Bu işe gönül vermiş tanıdığım pek çok kişi kurumlarını ya devretti, ya kapattı. Şimdi bir ofis tutup kendileri çalışıyorlar. İster istemez herkesin sonu da o olacak... ya eski SSK hastanesi gibi yarım yamalak çalışan kurumlar, ya özel muayenehane gibi çalışan yerler.

Al sana eğitimde fırsat eşitliği...
Mavi BARIŞ ÖZEL EĞİTİM ve REHABİLİTASYON MERKEZİ
Sadece Kayıtlı kullanıcılar yazı yazabilir.

Calisma gunleri 18 Şub 2020 01:43 #47

  • Obey
  • Obey Kullanıcısının Avatarı
  • Çevrimiçi
  • Altın Uye
  • Gönderiler: 163
  • Teşekkür Sayısı: 41
  • Başarı: -8
Haklısınız. Ne denebilir ki.Rehabilitasyon nedir, rehabilite etmek ne demektir, bu kavram her geçen yıl daha çok çarpıtılıyor, bozuluyor, kısıtlanıyor. Amaç, çocuğu topluma kazandırmak, fakat bu uygulamalarla toplumdan daha çok soyutlanıyor. İletişim kuramayan çocuğun konuşması, alışveriş yapamayan çocuğun toplama çıkarma bilmesi neye yarar. Bir yazınızda demiştiniz. Zamanında müdahale edemedik, engel olamadık diye. Mental olarak yıpranmış olabilirsiniz, mesleki haz noktasında doymuş olabilirsiniz, ya da artık tatil yapmak, dinlenmek istiyor olabilirsiniz. Ortada düzeltilecek bir durum varsa tüm ortak paydalar bir araya gelerek düzeltecek. Ben bırakıyorum demek olmaz. Aktif olarak çalışmıyor olsanız da yapılacak düzenlemelerde katkınız olmalı. Sizin işiniz, bizim işimiz engelleri aşmak. Sistem bizi zorluyor, yoruyor olabilir. Kurumunuzda hiç herhangi bir çocuktan vazgeçtiniz mi? 400 bin çocuktan bahsediyoruz ve her geçen gün otizm oranı artıyor. Duruma kişisel bakmayın. Sizler, bizler özel eğitimi temsil ediyoruz. Yok öyle ben ayrılıyorum artık demek.
Öğretmen bir kandile benzer, kendini tüketerek başkalarına ışık verir.
Sadece Kayıtlı kullanıcılar yazı yazabilir.

Calisma gunleri 18 Şub 2020 06:54 #48

  • fahrettin75
  • fahrettin75 Kullanıcısının Avatarı
  • Offline
  • Altın Uye
  • Gönderiler: 297
  • Teşekkür Sayısı: 79
  • Başarı: -52
“Boş teneke çok ses çıkarır.”

Yönetimle alakasız insanlarla ne kadar çok muhatap olursanız, hedeften o kadar uzaklaşırsınız.

Burada hiçbir kurucu, “öğretmen şöyle ders vermeli, eğitim şöyle olmalı” demiyor, haddi değil, işi değil. Bu minvalde, öğretmende işine baksın “akıl vermesin” haddi değil..

Çok biliyorsa, konuşacağına buyursun kendisi yapsın..

Sayın barış, “devletin bana verdiği haklar, enstrümanlar çerçevesinde eğitimimi verebilir/düzenleyebilirim der. Haklıdır. Ancak söylediğim performansı düşüreceğidir. Lakin bunu kendisi de biliyor, ayağına sıkacak değil. Muhtemelen şu an şartlar elvermiyordur.

Bir kurucu, bir öğretmenle;
- “40 saat eğitim verebilir diyor devlet sizin için, 41. Saati neden veremezsiniz” diye tartışmıyor ise, bir kurucu ile de, “işleyiş neden 6 gün“ diye bir öğretmen tartışamaz.

Sonuç: Nasrettin hocanın ağaçtan düşme misali, bunu ancak meslektaşlarınıza anlatır, tartışır, iyileştirmelere yön verisiniz. “Öğretmenle değil!”

Elmadan armut olmaz, armuttan da elma. Olmamıştır. İlki dememeyin.
Saygılar.
Sadece Kayıtlı kullanıcılar yazı yazabilir.
Sayfa oluşturma zamanı: 0.262 saniye
Sistem Kunena Forum