Hoş geldiniz, Ziyaretçi
Kullanııcı Adı: Şifre: Beni hatırla

BAŞLIK: ÖZEL EĞİTİMDE SORUN .ÇÖZ ÖNER.

ÖZEL EĞİTİMDE SORUN .ÇÖZ ÖNER. 26 Nis 2012 19:52 #1

  • akkan
  • akkan's Avatar
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Yasaklı - Banlı
  • Gönderiler: 16
  • Teşekkür Sayısı: 36
  • Başarı: 0
ÖZEL EĞİTİMDE SORUNLAR VE OLASI ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
ÖZEL EĞİTİMİN VELİ BOYUTUNDAKİ SORUNLARI
1-ÖZEL EĞİTİM İHTİYACININ BELİRLENMESİ.
Özel eğitime ihtiyacı olan çocuklarımızın ebeveynleri,en çok tanı koyma aşamasında sorunlarla karşılaşmaktadırlar.
Eğitimde erken teşhisin,hem çocuk,hem ebeveyn açısından öneminin büyük olmasına rağmen,gerek hastanelerde,gerekse birebir takip eden hekimlerin gözden kaçırdıkları ipuçları engelli çocuklarımızın eğitime başlama yaşını oldukça geciktirmektedir.
Ebeveyn veya hekim iyi bir gözlemci ise ve çocukta bir sorunun varlığını hemen farketmişlerse, gerekli girişimlerde bulunduklarında bile hastanedeki tanılama prosedürü velilerimizi ve çocuklarımızı aylar süren bir ızdıraba ve maddi külfete katlanmak zorunda kalmaktadırlar.
Bazı özel eğitim ihtiyacı olan çocuklarımız var ki,bunlar ancak okul çağına geldiklerinde bir sorunları olduğu gerçeğiyle karşılaşıyorlar.Bu da yine ilgili,bilgili ve sevgi dolu bir öğretmenle karşılaşmışsa çocuk,özel eğitime yönlendirilebilmektedir.Özel öğrenme güçlüğü adı altında sıralanan hiperaktivite,disleksia, aleksia gibi öğrenme problemleri varki zamanında ve ehil eller tarafından eğitilmediğinde yaramazlıkla,tembellikle etiketlendirilerek toplumdan soyutlanmaktadır.
Her şeye rağmen tıbbi tanısı konmuş sa,çocuk bu kez de eğitsel değerlendirmesi için R.A.M’lerinin yarattığı bitip tükenmeyen sorunlarla karşı karşıya geliyor.Testlerin standardizasyonu ülke koşullarına göre düzenlendiğinde bile testörden,çocuğun o günkü psikolojisinden,çocuğa refakat eden bireyin davranışlarından kaynaklanabilecek olumsuzluklar dikkate alınmadan ortalama on dakikalığına teste tabi tutulan çocuk en iyi ihtimalde iki ayda özel eğitime başlayabiliyor.
Oysa gelişmiş ülkelerde olduğu gibi hastanede doğumu müteakip hekimlerce tıbbi açıdan,çocuk gelişimi ve eğitimi birimlerince de eğitsel açıdan yapılacak kapsamlı bir değerlendirme bu sorunu büyükbir olasılıkla ortadan kaldıracak ve çocuk en kısa zamanda eğitime başlayacaktır.
2-ÖZEL EĞİTİM İHTİYACININ SÜREKLİLİĞİ.
Özel eğitim desteği alması kararlaştırılan çocukların ebeveynlerinin psikolojik anlamda içinde bulundukları,suçluluk duygusu,suçlu arama,inkar,kaçma gibi duygusal hezeyanlarıyla başedebilmeleri ve eğitime katkıda bulunabilir duruma gelebilmeleri için almak zorunda oldukları psikolojik destek ya kişisel isteklerine( ki bunu algılayabilecek bilinç düzeyinde iseler)yada özel eğitim merkezlerinin part time çalışan ve aynı zamanda sınıf öğretmeni gibi birebir derse girmek zorunda bırakılan psikoloğun eline bırakılmaktadır.
Yine hastanede tanılama süreci içerisinde kurulacak aile danışmanlığı veya rehabilitasyonu gibi birimlece engelli çocuk sahibi ailelere verilecek psikolojik destek eğtimin işlevselliği açısından hayati öneme haizdir.Kaldıki bu tür bir uygulama engelli çocuğun bakım ve eğitimini annenin omuzlarına yükleyen babalarıda bir anlamda eğitim içine aktif olarak çekektir.
Bir şekilde özel eğitim desteği almaya başlayan çocuk,değişmez,genetik bir özre sahip olsa bile her yıl hastane,RAM,okul ve özel eğitim kurumu arasında mekik dokumak durumunda kalmaktadırlar.Bu durum ise gerek hekimleri gerek RAM görevlilerini,gerekse de öğretmenleri, sınırlı sayıda da olsa gayri ahlaki tutum ve davranışların içine itmektedir.
Her durumda fatura engelli çocuklara ve ebeveynlerine kasilmektedir.
3-ÖZEL EĞİTİM MERKEZLERİNİN ÇALIŞMA SİSTEMLERİ.
Ne yazık ki her güzel ve yasal işlemin suistimali de beraberinde geliyor.B u kurumlar,özel eğitim alanında eğitim almamış bireylerce denetlendiği ve değerlendirme krıterleri net olarak ortaya konmadığı için bu gün özel eğitimin merkezlerinin içinde bulunduğu durum velilerimizi, eğitim ihtiyacı için değil,engelli çocuklarının engelleri üzerinden nemalanmayı hedefleyen ve bu anlamda kurum arayan bireyler haline düşürmektedir.Haksız rekabetin alabildiğine yaygınlaştığı özel eğitim merkezlerinin içinde, olması gerektiği gibi çalışan kurumlarda aykta zor durabilmektedirler.Ne yazık ki mağdur olan yine engelli çocuklarımız.
Bu alanda hizmet veren kurumların,yine alanında ihtisas yapmış,kendisinin veya birinci dereceden akrabasının özel eğitim merkezi açmadığı denetçilerce denetlenmesi ve süistimal varsa yaptırımlarının güçlü olması kısmen de olsa sorunu çözecektir.
4-ÖZEL EĞİTİM PERSONELİNİN YETERSİZLİĞİ.
Engelli çocuklarımızın,alanında eğitim almış personelce eğitilmeleri gerekirken,ülkemiz koşullarında lisans eğitimi almış ,başvuru yapan tüm öğretmenleri M.E.B ihtiyaca binaen kpss puanına bakmaksızın atadığı ve özel eğitim alanında çeşitli seminer programlarına katılarak sertifika alan öğretmenlerin yetersizliği nedeniyle kurumlar illegal personel çalıştırma yoluna gidiyorlar,sertifikası olan öğretmenler de diplamalarını kiralayarak bu kısır döngüye fırsat veriyorlar.Sayıları her ne kadar az olsa da örnek teşkil etmek adına son derece yanlış ve niteliksiz özel eğitim merkezlerinin sektörde var olması bir çok engelli çocuğumuzun sadece zamanının bir kısmını araçlarda veya kurumlarda geçirmesi anlamına geliyor.
Atama bekleyen yüzlerce branş ve sınıf öğretmeni bu açığın kapatılmasının elzem olduğu bilinciyle yine üniversitelerin koordinatörlüğünde ,meslekten ayrılmış,müdürlük yapmış,1971 doğumlu,vb hiçbir anlamlı amacı olmayan ön koşullar sunmadan seminer programlarına alınarak özel eğitim alanında istihdam edildiğinde,personel açığının kapatılarak engelli çocuklarımızın olabildiğince sağlıklı eğitim alması sağlanacağı gibi yüzlerce öğretmen de çalışan bireyler olarak sağlıklı ve güçlü toplumun oluşmasında yerlerini alacaklardır.Kaldı ki kaynaştırma programı alan çocuklar en çok türkçe,matematik,sosyal bilgiler ve fen derslerinde desteğe ihtiyaç duymaktadırlar.
Beden eğitimi öğretmenliğinden mezun atama bekleyen yüzlerce öğretmen de rekreasyon,ve fizyoterapi alanında alacakları hizmet içi eğitimle fizyoterapist açığını kapattıkları gibi fizyoterapistlarin fahiş fiyatlarla karaborsa oluşturmalarının önü kapatılacaktır.
M.E.B nın kendi bünyesinde açtığı iş ve eğitim uygulama okullarında bile sözleşmeli sınıf ve branş mezunları görev yapmaktadır.
5-KAYIT SİLME,OKUL DEĞİŞTİRME
Özel eğitim merkezlerinin,hem kurum sahiplerini,hem velileri hem de çalışanları oldukça rahatsız eden ve ne yazık ki kangrene dönüşmüş bir sorundur kayıt silme.Yani kazananı olmayan bir yarış,doktoru olmayan bir hastalık.Nedenine gelince bir çok uygulayıcısı-nın,kullanıcısının ve tarafının olması.Veli, nedeni ne olursa olsun,çocuğunun'a'kurumuna gitmesini istemiyordur artık.Dilekçesini yazar,çocuğunun kaydının silinmesini,raporunun kendisine teslim edilmesini ister.Normal olanı, kurum yetkilileri ayrılma gerekçesini sorar ki,kendi uygulamalarından kaynaklanan bir sorun mu vardır,çözme olasılığı var mıdır?Bu soruya verilecek içtenlikli bir cevap çözüm arzusunda olan kurumun kendisini denetlemesini gerekiyorsa değiştirmesini sağlar.Ya da velinin taşınma,hastalık,ölüm veya açıklamak istemediği bir nedeni varsa ilgli kişilere düşen en etik davranış prosedürün elverdiği en kısa sürede velinin arzusunu yerine getirmektir.Gerekli araştırmayı yapma hakkı her zaman saklıdır. Hakkını aramayı gerektiren bir durum söz konusuysa kurum yetkilileri elbetteki gerekli çabayı verecektir.Bu merkezlerin aynı zamanda bir ekmek kapısı olduğu gerçeğinin bir gereğidir bu.
Ne yazık ki izlenmesi gereken yol bu iken,veli, ilçeye dilekçe verme,yalan beyanda bulunma,mektup yazma v.b yollara başvurmak zorunda bırakılıyor.Hiç olmazsa öğrenci kuruma hiç devam etmese de türlü gerekçelerle en az bir ay oyalanıyor.Çat kapı rahatsız edilen,türlü maddi destekler vadedilen velilerin traji komik durumu sanırım yakında "temel"fıkraları gibi bir fıkra literatürü oluşturacak.
Ne yazık ki bu kayıt silme sendromu çok daha vahim bir sonucu getirdi beraberinde.Çocuğunun eğitimi ve gelişimi için en iyi eğitim veren kurumu arama çabası veren velilerin yerine, engelli çocuğunun sırtından nemalanmayı isteyen veliler grubu oluşturdu.Hangi kurumun kendilerine daha fazla taviz verebileceğinin araştırmasına giren ve elindeki raporla kurum dolaşan veliler,iki bireysel ders saati yerine tüm zamanını kurumda geçirme,şehir içi seyahat,odun,kömür,erzak, ilaç ve daha akla gelmeyecek taleplerle kurumu eğitim veren değil sadece para kazanmak için "reklamın iyisi kötüsü olmaz"diyecek duruma getirme çabasına düşürüyorlar.
Velilerin bu konuda son derece duyarlı,hakkıyla aldıkları eğitimin ancak cüzi bir bedelini ödeyebilen devletin bu gün için ödeyebildiğinin fazlasını bir de rüşvet denmese de aynen bu anlama gelen taleplerine bir son vermeleri ,ve çok taviz veren kurumu değil,kendileriyle azami düzeyde işbirliği edecek,çocuklarına da azami sevgi,emek ve eğitimi verecek kurumu aramalı,böyle bir kurumdan eğitim alıyorsa çocukları bonlar da ellerinden gelenin en iyisini yapmalılar.Ancak kurum, gereği gibi eğitim veremiyorsa,çocuklarında da gözle görülebilir bir değişiklik sağlayamıyor veya eğitim amaçlı isteklerine duyarsız kalıyorsa hiç bir vaadi dikkate almadan başka bir kuruma yönlenmeliler.
Kurum yetkilileri "ayinesi iştir kişinin,lafa bakılmaz,şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde"ilkesini benimseyerek,emeklerinin karşılığı olan helal parayı kazanmayı amaçlayıp,öğrenci kaybetme telaşına girmeden çalıştıklarında,haklı ve gerçek gerekçelerle kurumdan ayrılmak isteyen velileri bizar etmeden,her kurum bir başka kurumun hak ve hukukuna saygı göstererek çalıştığında veliler de eğitim kalitesini sorgulamaya başlayacaklardır.
ÖZEL EĞİTİMİN PERSONEL BOYUTUNDAKİ SORUNLARI
1-KURUM SAHİPLERİNİN ÜCRET VE ÖDEME POLİTİKALARI
Kurm sahipleri, her şekilde hayatını sürdürmek varsa ailesinin ihtiyaçlarını karşılamak için çalışan personelin maaşlarını çalışılan ayı müteakip en fazla on günlük bir gecikmeyle veya aralarında yaptıkları protokol gereği ödemesi gerekirken istisnalar hariç kendi ihtiyaçlarını giderdikten sonra veya bir müddet bankada tuttuktan sonra ödemekte bazen de hiç ödememektedir.Bir iki aylık gecikmeyi içerideki parasını kurtarmak amcıyla çalışmayı sürdüren personelin çalışma şevki kalmamakta öğrenci ve velileri de etkileyen son derece çirkin olaylar yaşanmaktadır.
Özel eğitimde geçmiş yıllarda yapılan bir uygulama vardı ki personelin mağduriyetini tamamen önlemekteydi.Gerekçesi nedir bilinmez ama uygulamanın kaldırılmasıyla özel eğitim merkezlerinde maaşlarını alamayan personel sayısı gün geçtikçe artmaktadır.Önceki uygulamada özel eğitim kurumu açmak isteyen kişi kontenjanı oranında MEB’na asgari taahhüt ettiği personelin bir ,iki maaşı tutarında depozite yatırmak zorundaydı.Bir anlamda devlet çalışanın özlük haklarının garantörlüğünü yapmaktaydı.
Bu uygulamanın işlerliğini yeniden kazanması sorunun çözümünü de beraberinde getirecektir.
2-KIRTASİYE YOĞUNLUĞU.
Dünyada hiç bir ülke yok ki,bizdeki gibi zamanını ve parasını kırtasiye giderleri için harcasın.Evet plan öğretmenin yol haritasıdır.Kendi kendisini denetlemesinin çizelgesidir.Ders defteri öğretmenin çalıştığının dersi işlediğinin senedidir,değerlendirme öğretmenin hedefinin ulaşılabilirliğini ve öğrencinin hedefe ulaşma düzeyinin belgesidir.Ancak her öğrenci için her bir ayda,her üç ayda,her altı ayda ve yıl sonunda ayrı ayrı rapor yazmak,günlük sekiz saat derse giren öğretmenin her öğrenci için de günlük plan yapmak öğretmenin yükünü artırmaktan başka bir anlam taşımamaktadır.Zira günlük planını zamanında yapan ve bu plana uygun çalışan öğretmen hedeflediği davranışı kazandırıncaya kadarki çalışmasını bu planda gösterecektir.Üç aylık raporu da veliyle yaptığı BEP toplantısında sunacaktır.Raporun yenilenmesi sürecinde RAM’ne yıllık değerlendirme raporuyla ilgili birimin de bilgilendirilmesi sağlanacaktır.RAM’okunamayan yığınla kağıt tomarları israfın boyutlarını gözler önüne sermektedir.
3-GÖREV TANIMININ DIŞINA ÇIKILMASI.
Özel eğitim kurumlarında zorunlu personel olan psikologlar sınıf öğretmeni gibi çalışmak zorunda bırakıldığı için aslolan görevlerini yapamamaktadırlar.Sıfır altı yaş grubunun eğitimi için istihdam edilen ana okulu öğretmenleri ve çocuk eğitimi ve gelişimi öğretmenleri akademik derslere yönlendirilmektedir.Bu uygulamanın yönetmelikle düzenlenmesi gerekmektedir.
4-HİZMET İÇİ EĞİTİMDEN FAYDALANMA
Sürekli gelişmekte ve değişmekte olan eğtim yöntem ve teknikleri,iletişim ve bilişim teknolojilerine erişim amaçlı hizmet içi eğitim seminerleri bu alanda çalışan tüm personele verilmeli ki hizmetin kalitesi artsın.
ÖZEL EĞİTİMİN ENGELLİ BİREY BOYUTUNDAKİ SORUNLARI
1-VERİLEN EĞİTİMİN ZAMAN AÇISINDAN YETERSİZLİĞİ.
Ayda sekiz saat bireysel ve dört saat grup eğitimi alan çocuklar bu kısıtlı sürede yeterli gelişmeyi gösterememktedirler.Birde çeşitli nedenlerle devamsızlık yaptıklarında sürekliliğin esas olduğu özel eğitimde bir adım ileri dört adım geri! kısır döngüsünü oluşturmaktadır.Bu hizmeti veren kurumlar yeterli ücretle desteklendiğinde ve ders saatleri de arttığında kazanan yine çocuklarımız olacaktır..
2-ÖĞRETMENLERİN ÖZÜRLÜLÜK EĞİTİMİ KONUSUNDA YETERLİ BİLGİYE SAHİP OLMAMALARI
Hemen her öğretmen bir şekilde bir engelli çocukla karşılaşıyor.Özel öğrenme güçlüğü olanları hiç,zihinsel engelli olanları da çok az tanıyor.Ne kadar özverili ve iyi niyetli olusa olsun bilmediğinden yararlı olamadığı gibi çocuğun davranış problemlerini tetiklemektedir. Öğretmen mezun eden eğitim fakültelerine özel eğitim dersleri konulmalıdır ki öğretmenler en azından tanılama, yönlendirme yapabilsinler,bu çocuklara özel program uygulayabilsinler, bulundukları okulun kaynaştırma programını yürütsünler.Böylece taşradaki okullarımızdaki çocuklarımız bile bir şekilde özel eğitim alsınlar.
3-ÖZEL EĞİTİM VEREN KURUMLARIN FİZİKİ YAPISI VE DONANIMI
Özel eğitim kurumu açma kıstasları incelendiğinde son derece uygun görünmekte ancak hizmet veren özel eğitim merkezlerinin bir çoğunda neredeyse pencere yok,havasız ve güneş görmeyen izbe yerler.Özellikle milli eğitim camiasında görevli bireylerin açtığı kurumlarda denetim problemi yaşanmadığı için sıtandartlar gözardı ediliyor ve engelli çocuklarımız olumsuz ve sağlıksız ortamlarda eğitim alıyorlar.Bu tür kurumların daha özenli fiziki yapıya kavuşturulmaları gerekmektedir.
4-ÖZEL EĞİTİM OKULLARININ PERSONEL YETERSİZLİĞİ
Devlete ait kurumlarda tüm zamanlı eğitim alan engelli çocuklarımız,bir de özel eğitim merkezlerinde destek eğitim almaktalar.Bu da engelli bireylerin çoğu zamanlarını ve enerjilerini servis araçlarında geçirmeleri ,yorulmaları ve eğitimin de amacına uygun gerçekleşmemesini anlamına gelmektedir. Bu okullarda görev yapan öğretmenlere mesai sonrası ders ücreti karşılığı ders verme imkanı tanındığında hem öğretmenler,hem de engelli bireyler kazançlı çıkacaklar ülke ekonomisine de katkı sağlanacaktır.Hemen hiç bir devlet okulunda fizyoterapist çalışmıyor,oysa bu okullara fizyoterapist atandığında fiziksel engeli olan bireyler daha kaliteli hizmet alacaklardır. Bakıcı anne bulunmadığı için özel eğitim okullarında engelli bireylerin zorunlu bireysel ihtiyaçlarını güçlükle karşılamaktadır. Bu okullarda onlara yardımcı olmak için devlet bakıcı anne atamalı ki kurm idarecileri veya koruma dernekleri sigortasız eleman çalıştırmak zorunda kalmasın
5- ÖZÜRLÜ BİREYE BAKMAKLA YÜKÜMLÜ OLAN KİŞİLERİN ÇALIŞMAMASI.
Özürlü bireye bakmakla yükümlü olan, özürlünün birinci derecedeki yakınına iş olanağı sağlanmalı ki her halükarda özürlü birey ailesinin yanında ikamet edebilsin ve aile bütünlüğü bozulmasın .Her ne kadar devletin bakım merkezleri olsa da aslolan engelli bireyin ailesinin sevgi ve koruması altında yaşamını sürdürmesidir.
6- ÖZÜRLÜ BİREYE SAHİP KİŞİLERİN DEVLET DESTEĞİNDEN KOŞULLU YARARLANMASI.
Halihazırda raporunda %90 ve üzeri engeli olanlara ve ailenin gelirinin aile bireylerine pay edildiğinde birey başına yaklaşık üçyüz lira dan az bir gelir düştüğünde bakım desteği verilmektedir.Bu uygulama beraberinde bir çok haksızlığı da beraberinde getirmektedir.Birincisi eğer doktorun insafına denk gelir ve aile yardımı alsın diye rapor verirse özürlülük oranı düşük te olsa bu yardım yapılıyor.İkincisi zihinsel engelli bir bireyin yasalarca yetkin sayılmadığı için kamu görevi alamayacağı,öz babasının bile dokunuşunun amacını algılyamayacak durumda olduğu,yalnız seyahat edemeyeceği,mülk ve parasını idare edemeyeceği için vasi tayin edilmekte olduğu gerçeği bir tarafa bırakılarak engel oranından bahsedilmektedir.Oysa sosyal devlet olmanın gereği olarak özellikle zihinsel engellilerde özürlülük oranı kıstas alınmamalıdır.Üçüncül olarak özür oranı ne olursa olsun engelli birey,sıradan araçlara binemez,kuyrukta sıra bekleyemez,çoğu sağlık sorunları nedeniyle özel araçlara ihtiyaç duymaktadır.Onların oynayacağı oyuncaklar daha pahalı ,eğitim olanakları kısıtlı,sadece engelli birey değil, ailenin tüm bireylerinin psikolojik sorunları olabiliyor. Tabiki bu tür destekleri almanın zorluğunu her vatandaş idrak edebilir.Dolayısıyla bütün engelliler tanıları konduğu andan itbaren bakımları devletin de sorunu olmalı ve gereği yapılmalıdır.Kaldı ki bu anlamda S AYIN Başbakanın da vaadi var.Çalışan ve emeklilerin maaşlarında verilen çocuk yardımı engelli çocuğu olana, çocuk sayısına bakılmaksızın daha fazla verilmeli ve bu yardım emeklilere de yansıtılmalıdır.,
7-REHBERLİK ARAŞTIRMA MERKEZLERİNİN TUTUM VE DAVRANIŞLARI.
Engelli bireyler her yıl eğitsel değerlendirme raporu almak veya yenilemek zorundadırlar.Bu aşamada çeşitli testlere tabi tutulmaktadırlar.RAM’lerinde görevli olan personel büyük bir yüzdelikle özel eğitim bölümü lisans mezunları ve PDR mezunlarından oluşmaktadır.Testlerin standardizasyonundan kaynaklanan sorunları bir tarafa bırakırsak,testörün yetersizliği,engelli bireyin güne has sorunları,test alınan ortamın handikapları engelli bireyi doğrudan etkildiği gerçeğini göz ardı eden RAM görevlileri yaklaşık yirmi dakikalık süreçte bireyi değerlendirmekte,veya bir iki aylık bir süre vermektedirler.Engelli bireye verilen modüller bitmediği halde belli bir yaşa gelmişse keyfi uygulamalarla olmayan mesleki eğitim merkezlerine yönlendirerek eğitim haklarını ellerinden almaktadırlar.İş birliği içinde olmaları gerekirken suistimallerden kaynaklanan nedenlerle özel eğitim merkezleriyle ya düşman olmakta ya da dirsek temasına geçerek öğrenci alışverişi yapmaktadırlar.Yazılım sistemlerinden dikkatsizce çıkarttıkları değerlendirme kriterlerinde kız çocuğuna sakal tıraşı önerdikleri gibi yirmi yaşındaki erkek çocuğa kilotlu çorap çıkarma davranışı kazandırılmasını isteyebilmektedirler.Bürokratların açtığı özel eğitim merkezlerinin sahiplerini karşılarına almak istemedikleri için gelişme gösteremeyen çocukları alternatif kurum aramaya yönlendirmek yerine çocuğun eğitime ihtiyacı olmadığı tanısıyla eğitim hakkını ellerinden almaktadırlar.Bütün hedeflerinin engelli birey ve ailelerinin kazanımları olması gerekirken onların problemlerini katlamaktadırlar.Engelli birey ve ailesinin yaşadığı en ciddi mağduriyetler RAM ‘lerinden kaynaklanmaktır.Basında ve internet sitelerinde bu merkezlerin uygulamalarından kaynaklanan haberler içler acısı bir durum arz etmektedir.
ENGELLİ VE ENGELLİ ÇOCUĞA SAHİP EBEVEYNLERİN KENDİ CÜMLELERİYE DERT VE DİLEKLERİ
Ilkay Karaca bizlerin sorunları bitmez bizleri dernekler bile savunmuyor engelelin yapmak istedigim işe engel degilde bunu bile yapamıyırom bizleri yasalar dernekler YOK SAYIYOR
Férda Erén ben kendi adıma ders günlerinin biraz daha fazla olmasını istiyorum haftada iki gün 40 dk az bence ve özel eğitim veren kuruluşların denetlenmesini isteri
Nazlı Yılmaz öneri: bedensel engellilerin çoğu açık öğretimde okuyor ve hata bir çoğu hiç okula gitmeden açık öğretimde başlıyor okumaya o yüzden daha verimli bilgi alabilmeleri için her ilde ve ilçelerde açık öğretime gidenlere kurs verilse sınava hazırlamak amaçlı çok iyi olur ve engelli raporunu dikkate alınarak salon verilmesini öneriyorum
Cansu Altıntunç
‎1) özel eğitimde kaynaştırmanın yeni adıyla bütünleştirmenin önemi çok büyüktür hemen hemen her okulda ( okulöncesinden ,üniversiteye kadar) kaynaştırma eğitimi vardır. kaynaştırmada ki amaç : okullara yerleştirilen yetersizliği olan öğrencinin/öğrencilerin, daha sosyal, uyumlu , kendine yetebilmesi ve akranlarıyla olabildiğince birlikte olarak gelişimine katkı sağlamak ve onu topluma kazandırmaktır. Fakat bazı okullarda, yerleştirilen yetersizliği olan bireyler dışlanmakta, akranlarıyla kaynaştırılması sağlanması yerine aynı sınıflara yerleştirilmektedir ve kaynaştırmanın amacından sapmasına sebep olmaktadır.
2) en önemlisi ve bütünleştirmede kilit nokta olan ise ; sınıfında kaynaştırma öğrencisi olan bir okulöncesi öğretmeni yada bir ilkokul öğretmeni yetersizliği olan bireye yetmekte zorlanmaktadır. hem yetersizliği olan bireyi hemde diğer öğrencilere uygun etkinlik,plan ve program hazırlanmakta zorlanır ve neticede hem okulöncesi eğitimde hemde özel eğitimde kaynaştırmanın amacına ulaşamamasına aksine zararına neden olmaktadır. Buyüzden çocuk gelişimi bölümlerinde artık kaynaştırma öğretmen asistanları yetiştirilmektedir bu asistanların yardımı ve kattığı artılar görmezden gelinemez ve her okulda öğretmene yardımcı bir kaynaştırma asistanı olmalıdır. Öğretmenle asistan birlikte program yaparlar öğretmen plan hazırlarken asistan ise yetersizliği olan bireyi göz önüne alarak plana zenginlik katacaktır ona uygun hale getirecektir ve sonuç olarak öğretmenle asistan işbirliğinde hem okulöncesi hemde özel eğimde kaynaştırmanın amaçlarına ulaşılması kolaylaşacaktır.
Aynur Çoban ArslanDEVLET PARAYI ÖZEL OKULLARA VERECEĞİNE KENDİSİ TAM GÜN OKULLAR AÇSIN .ENGELLİLERE GEREKEN İLGİYİ VERSİN MADDİ MANEVİ .AYRICA İLGİNİZE TEŞEKÜR EDERİM.
Hülya Sağlam Heyet raporu yenilenmediğinde itiraz etme hakları var ancak bugüne kadar yapılan itirazlardan aileler hiçbir sonuç alamadılar. Gülnaz Özdanışman :..benim kızım devlet okulunda.ama sırada bekleyen çocuklar var.özel eğitim devlet okullarının çoğalmasını ve bir iş sahibi olmadan bu okullardan mezun edilmemesini istiyoruz.mesala benim kızım zihinsel engelli okulu onun için bir yaşam sevinci mezun olursa ne olacak 4 duvar eve kapanacak hayatlt olan bağları sevinci azmi enerjisi bitecek...
Gülnaz Özdanışman:.. engelliler için iş eğitim okullarının çoğalmasını,işe yerleşmeyen çocukların mezun olmamasını...
Suna Kayali Rehabilitasyon merkezlerindeki usulsüzlüklerin denetlenmesini istiyorum, sadece 3 hafta hızlandırılmış kurs alıp özel eğitim öğretmenidir diye karşımıza çıkarılan öğretmenlerin daha ayrıntılı bir eğitim almasını ve kurumlarda velilere yanlış yönlendirilme yapılamamasını istiyorum. Kendi gözümle bizzat şahit olduğum aslında kurumun kapısından hiç geçmemiş sadece diplomasını kurumda kullanılması için vermiş ve başka yerde vazife yapıp diploması ile para kazanan eğitimcilerin denetlenmesini istiyorum..Bence bu yapılan suçtur hiç bir zaman dersimize girmeyen kurumda hiç görmediğimiz insanlar raporumuzda çocuğumuza ders vermiş gösteriliyor, biz eğitimciyi sorup bu kim ben görmedim dediğimizde aa sizin geldiğiniz gün gelmiyor deyip kandırdıklarını sanıyorlar.. R.A.M. dan aldığımız eğitim raporları üzerinde sürekli değişikliler oluyor biz veli olarak tüm bu yasa ve değişiklikleri takip edemiyoruz,,benim modülüm bittiyse şuna geçirin şu modülü yazın deme bilgimiz olmayabilir,, görevlendirdiğiniz heyet yetkilileri görevlerini tam manasıyla yapıp bizi bu yükten kurtarmalıdır..
Fatma Yıldız Evet benim kizimin normalde 3 ders gormesi gerekirken sadece 1 ders goruyo. her ay imza attigimiz kagitta 3 derse giriyo gorunuyo ama sadece bir ders goruyo. bu gibi usulsuzluklerin kaldirilmasini istiyorum bile bile kandiriliyoruz..
merhaba,bizim sorunumuzu da iletebilirseniz inanın bizi çok mutlu edersiniz..oğlum 16 yaşında ve özel eğitim sınıfındaki son yılımız,yani ilçemiz BİGA da seneye gidebileceğimiz bir okul yok.biz farklılığını öğrendiğimiz günden bu güne özel eğitimin içindeyiz.şimdi bana buraya kadar demeye kimin hakkı olabilir.ben oğlumu seneye eve kapatmak istemiyorum,sadece ve sadece eğitim istiyorum.ağustos ayında 1188imza kampanyasıyla m.e.m.başvurduk ama hala cevap yok.oğlumun durumu çok iyi,okuyup yazmaya başladık,şimdi nasıl eğitimine son verdiririz...lütfen benim ve bizim gibi 16 yaş engeline takılıp özel eğitimden sonra okulsuz kalan çocukların ve ailelerin derdini de iletirmisiniz bakanımıza...saygılarımla..Gülümser ESEN....
hastahane raporları hersene yenlenıyor bu surenı uzatılamsı orn.benım oglum bellı uzun sure okula gıdecek tekrar tekrar yenılemenın bı anlamı yok,-Ders saatlerı yeterlı degıl,..
. Tulden Bayata
Engelliler için yapılan çalışmaları eksik ve çok dolaylı buluyorum halen elimizde rapor varken bürokrasiye takılıyoruz,eğitim yeterli değil,özel eğitim bazı kurumlarda ticarete dönmüş durumda yeterli denetimin olmadığını görüyorum,devlet okulunda bile özel alt sınıf öğretmenlerine kabul edilmek hala o kadar kolay değil OÇEM çocuklarını alt sınıfta kaynaştırmaya tam uygun olmayan çocuklarla beraber okutan bir zihniyet var.yani kısacası eğitim bizim başlıca sorunumuz.
engelli annelerinin ayrı bir sorunuda emeklilik,yeni yasaya göre şimdi çalışırsak 4 aylık 5 aylık sayılıyor sgk primleri ödenirken işin zor tarafı zaten bizler çalışamıyoruz...benim yıl ve yaşım tam 2 çocuktan doğum borçlanmasınıda ödemeyi kabul ettiğim halde kalan primi kredi çekerek peşin ödemem mümkün değil bu nasıl bir adalet ? işimizi zora koşmak hadi ödeyelim bu sefer evde bakım maaşı kesiliyor..zaten çocuklarımızın dr. eğitim vee kan tahlilleri başlıbaşına bizler için servet herkes bu ülkede zengin değil ki..parası olan veya olmayan aynı kefede değerlendiriliyor ayda geliriniz 100 tl yi geçince 3 aylık 18 yaş altı özürlü maaşı alamıyoruz....
egitim raporumuzda agı mental yazdığı için her seferinde bilşsel bceri modülünden ders yazılıyordu raporumuza..2011 ocak ayında ram kuruluna girip raporumuzu yenilettik, fakat bir ay olmadan modülümüzün bittiğini yenilenmesi için tekrar kurula girmemiz gerektiği söylendi, ben ise daha bir ay önce gördüğünüz çocukta nasıl bir değişiklik bekliyorsunuz benim çocugum bedensel engelli binanız merdivenli zorluk çekiyoruz buraya gelmekte dedim..Kurul başkanı haaa yatalaksa gelmesin yenileriz dedi..Bana iyilik yaparken kızımı aşağımayı ihmal etmedi!!! Bu olaydan 3 ay sonra tekrar aynı şey yaşandı modülümüzün bittiği ve yenilenmesi gerektiği aynı sebeplerden dolayı kızımı kurula istediler bende tüm bulardan sıkılıp M.E.B. telefonla şikayette bulundum benimle konuşan bey tc kimlik numarasından kızımın dosyasını inceledi ve hiçbir sıkıntı olmadığını söyledi..Tekrar R.a.m. müdürüne bu olayı anlattım kızımın modülü tekrar yenilendi..Şimdi ise Aralık ayında modülümüz tamamen kaldırıldığını öğrendim, bilişsel beceri modülü bakanlık kararıyla 36-72 ay arası cocuklara veriliyormuş benim kızım 14 yasında oldugu için artık bu modülden yararlanamazmıs, raporumun bitmesine 6 ay olmasına rağmen kızım ya yeniden kurula gircek yeni modül verilecek yada 6 ay boyunca özel eğitim alamayacak.. Bu sorunumu ilettiğim bir M.E. Müfettişi kızınızın zeka yaşı 36-72 ay arası olduğu için bu modül tekrar yazılır dedi,, bir başkası ise hayır bunu yazamayız dedi...tüm bu karışıklıkların kızımın eğitim hayatını etkilediğini biz annelerin psikolojisini bozduğunu bilmenizi isterim..
ÖZÜRLÜ MEMUR SEÇME SINAVI(ÖMSS)2012-29nisan2012deyapılacaktır.
engelli bireyler sınava hazırlanmak istiyorlar hazırlık kurslarının bütün illerde ve ilçelerde halk eğitim evleri aracılığıyla hızlı bir şekilde açılıp engellilere çalışma ve hazırlanma konusunda yardımcı olunmasını sayın bakanımız ÖMER DİNÇER'DEN rica ediyoruz.bu konu engelli camiası için çok önemli olup gereğinin yapılmasını arz ederim
Sadece Kayıtlı kullanıcılar yazı yazabilir.
Şu kullanıcı(lar) Teşekkür etti: sefkat, kurs2, nur35lu
Sayfa oluşturma zamanı: 0.447 saniye